yeni server, vmware, freebsd derken arıza yapmak üzere olan bünyeye bir şirince iyi geldi. Gece vardık cıbıldak, üşüdük kendimizi hemen doktorun yerine attık. eskiden rumların yaşadığı bu köy öyle bi köy ki dokunmaya kıyamazsınız. doktorun evi dahil olmak üzere bir çok ev pansiyon durumunda.. anlatmakla olacak iş değil en az 1 en fazla 3 gün ayırmadan olmayacak. ha 3 günden sonra sıkar mı? bünyeye bağlı ama bence sıkar..
Şarabı meşhurmuş. biçok meyveden şarap yapıyorlarmış.
Mosa dedim ki babadağa da benziyor aslında ama babadağ’ın insanı yönü çok fazla.. ama şirincedeki insanlarda çok şirin. selamsız sabahsız geçemiyosunuz, her gördüğünüz yerel halkla muhabbet etmek güzel.. hepsinde gülümseme ve muhabbet..
Gece ıssız bi yerdi, tabi yazın nasıl oluyor bilemiyorum. Gündüz ise curcuna. Özellikle doktorun köye bakan evinden eski ahşap pencereyi gecenin karanlığını bölercesine kaldırıp köye baktığınızda zaman biraz olsun duruyor. Duyabileceğiniz tek şey köpek ve baykuş sesleri.. hafif bir meltem.. dinginlik..duruluk.. ışıklar altında belli belirsiz görünen ahşap yapılar ve taş sokaklar..
Daha sonra efes, meryemana, yedi uyuyanlara gitsek de şirinceden sonra yüzümüzü pek güldürmedi..
Bi fotoğrafçı için bulunmaz bir fırsat aslında burası ama neden bilmiyorum değerlendiremedim. İbrahim Tezel‘in defsad sergisinde de yayınlanan ayakkbı içindeki fotosundan sonra sanırım bişey çekesim gelmedi.








Nisan 8th, 2011 at 13:28
Yaw Muhammed’in ne işi var orda
:):)